HABER HATTI
Yorum-Analiz
ÖZGÜR-DER
ANKET
Haksöz-Haber'de en çok ziyaret ettiğiniz bölüm hangisidir?
Haksöz Okulu
Haberler
Köşe Yazarları
İktibaslar
Forum

Haksoz haksöz

ARAMA
Müslümanlar ve Okuma Eylemi
20.02.2010 00:00
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 
İslami kesim açısından okuma ve eğitim ilişkisi bağlamında bazı hususları tartışmaya açmak istedik:

Toplumun kitaplara olan genel ilgisi, hayata bakışıyla da doğrudan ilgilidir. Günümüzde okuma eylemine olan ilgi, neoliberal süreçlerle baskılanmakta ve manipüle edilmektedir. Dolayısıyla kitap okunduğu ifade edilse bile, ağırlığın daha çok magazinel olanlar ve kişisel gelişim kitaplarında olduğunu söylemek mümkündür. Kimlik ve kişilik sorunları, resmi ideolojiye ya da küresel dönüşümlere koşulsuz teslimiyet, ahlaki ve zihinsel yozlaşma vb. sebepleri göz önünde bulundurduğumuzda tercih sebeplerinin de bu meyanda seyretmesi doğaldır. Tabii bu tespitimiz kitap okurları açısından geçerli, geniş kitlelerin bu ameliyeyi yerine getirdiklerini söylemek zor.

Konuya İslami kesim açısından yaklaştığımızda okuma ve eğitim ilişkisi bağlamında bazı hususları tartışmaya açmak istedik:

-          Okuma, sadece bireysel yapılan bir amel midir, yoksa daha çok ortak kimliğimiz ve toplu faaliyetlerimizin bir uzantısı olarak mı görülmelidir?

-          Okuma ve sahih kimlik arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz? ("Çok okuyor ama kafası karışık" deyişinin bu konuyla ilintisini görüyor musunuz?)

-          Okuma eylemini gerçekleştirirken, içinde bulunulan ortamların bu ameliyeye katkısı nedir?

-          Okuma eylemliliğimizle, hayatı okuma arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendirmeliyiz?

-          İslami mücadele'de eğitim-öğretim-okuma ilişkisi düşünüldüğünde, ilkokul, lise ve üniversite seviyelerinde bir müfredat dahilinde okunmasının elzem olduğunu düşündüğünüz kitaplar hangileridir?

Haksoz haksöz

Bookmark and Share
YORUMLAR
Toplam 49 Yorum
seleme
31 Mart 2010 Çarşamba 14:23
Müslüman ve okumaları
Son 3 yıldır islamla ciddi anlamda tanışmış olmaktayım çok müslüman gördüm o kadar çok okuyorlar ki hayret ediyorum.Dönüp baktığımda kendime diyorum ki ben ölmüşümde selamı okuyan yokmuş fakat ne acı ki etraflarına yeterince bir şeyler vermiyorlar.Bilgileri sadece kendilerinde kalıyor.Yöntemden çok uzaklar neyi nasıl vereceklerini bilmiyorlar.(bu kendi çevremde yaşadıklarım için geçerli)ne kadar okursak okuyalım o bilgi işleyiş haline gelmedikçe bir işe yaramadığını gördüm.Müslümanlar arasında ciddi bir bireyselleşme ve gruplaşma var. insan onları ilk etapta gördüğünde neyin doğru neyin yanlış olduğunu göremiyor görmediğinde de yollar çok uzuyor ve sıkıntı dönemleri başlıyor bununla birlikte bıkkınlık yılma başlıyor. kendini sorumlu tutan herkesten ricam yeni tanışmış insanların psikolojisini anlamaya çalışın.Ben sadece derdimi dile getirdim.Lütfen çok şiddetli eleştirmeyin aşırı eleştiri beni korkutuyor..
Murat AYDOĞDU
31 Mart 2010 Çarşamba 12:23
Hiç Okudunuz mu?
Hiç okudunuz mu Hayatı?
Bir ağacın dallarını, yapraklarını ve meyvelerini,
Dostunuzun bakışlarındaki merhameti, sevgiyi ve kardeşliği,
Şahit olduğunuz bir olayı, gelişmesini, etkilerini ve sonuçlarını,
Zamanın akışını, getirip götürdüklerini,
Hafif bir ezgideki dinginliği, bir ilahideki huzuru ya da bir marşın coşkusunu okudunuz mu?

Hiç okudunuz mu Kitabı?
Doğayı seyreder gibi, su içer, ekmek yer, nefes alır gibi,
Yorgun bir akşam, kahvenizi yudumlar gibi okudunuz mu?
Tarlanızı eker gibi, hasat zamanı, ekin biçer gibi,
Bir ağaçtan meyve toplar gibi,
Çocuğunuzu sever, Annenizin kucağında oturur gibi okudunuz mu?

Yok! Okumadıysanız, sizi okurlar;
Sefaletinizi, çaresizliğinizi okurlar.
Kırkılacak, sütü sağılacak koyun sürüsü gibi,
Kullanılıp atılacak kâğıt mendil gibi,
Olmadı antrenman yapılacak kum torbası gibi okurlar sizi.
Yani dostlarım canınıza okurlar!
Okumayı bilmiyorsanız dostlarım,
Doktor, mühendis ya da profesör, ne olursanız olun,
Sizi kitap yüklü eşek gibi okurlar.

Zaman su gibi akıp geçtiğinde ve çetin gün geldiğinde
Okunan her şey önünüze döküldüğünde,
Gerçekten canınıza okunmaması için;

"Okuyun yaratan Rabbin ismiyle,..." (Alak 1)
Daha yeni başladı,
...

Alıntı;
http://www.sakaryabolgehaber.com/?NetPaper.ANKAmedya=NEWS&NEWS_CODE=3898&HABER=Hic_Okudunuz_mu.
m.y.
31 Mart 2010 Çarşamba 11:21
gezgine katılmamak elde değil :)
herkesin he dediğine yok demek ! buda bir okuyuş ....
murat tuzcu
31 Mart 2010 Çarşamba 11:09
kısa bir iktibas...
En gıpta ettiğiniz yazar kim? sorusuna Atasoy Müftüoğlu'nun verdiği cevap okuma eyleminin kodlarını veriyor gibi. Diyor ki Atasoy Bey;
''Bugünün karanlık/kirli/ahlaksız tarihi karşısında, bu tarihi sorgulayan, bu tarihe meydan okuyan, bugünün tarihinin zorunlu kıldığı ahlaki/vicdani sorumlulukları üstlenen, eleştiri bilin­cini, muhalefet bilincini, direniş bilincini temsil eden, yüksel­ten, çoğaltan bütün yazarları takdir ediyorum, takip ediyorum, tebrik ediyorum ve kendilerine gıpta ediyorum''
bu bilinci taşımak için okuyanları selamlıyorum.
''innellahe meassabirin...''.
ömer bitlis
31 Mart 2010 Çarşamba 00:50
yaşamak zorundayız
Okumak değil yaşamak zorundayız.
Yaşamayacaksak niye okuyalım ki?

Allah bizleri kitap yüklü eşşek olmaktan sakındırsın. (Amin)

Düzgün yaşayabilmek için, düzgün okumalıyız. Ama 5 okuyup, 1 yaşıyorsak bir yerde yanlış yapıyoruzdur....
YASEF TANRIKULU
30 Mart 2010 Salı 16:22
Okumak arınma ve hakikati arama amaçlı olmalı...
Neyi okuduğumuz elbette önemli ancak bir amaç olmaksızın okumalar ancak entellektüel birikimlere ulaştırır...Her türlü pislikten arınma ve hakikati arama amacı okumalarımıza anlam ve önem kazandıracaktır..
Coşkun Uzun
29 Mart 2010 Pazartesi 10:47
Okumak Zorundayız
Okuma eylemi bilgiye ulaşmanın, öğrenmenin, kendini yenilemenin yegâne vazgeçilmezidir.
Bilginizi yenilemek, korumak, düzelterek zenginleştirmek istiyorsanız bir amaca yönelik olarak ne yapıp edip mutlaka okumalısınız.

Tek başına okuma ile bir şeyin elde edilemeyeceği, kuru kuruya bir okumanın insanı bir yerlere götürmeyeceği herkes tarafından açıklıkla bilinir.

Sistemli, programlı bir okuması olmayanların, okumaya gereken değeri vermeyenlerin topluma götürecekleri mesaj konusunda zamanla sıkıntı çekeceklerini düşünüyorum. Arayan bulamazsa aramayan hiç bulamayan gerçeğinden hareketle, vahiy ve kulluk ekseninde, inşa ve ihya edici, direnç ve muhasebeyi doğuran, eylem ve şahitliğe götüren bir okuma uğraşısına mutlaka sahip olmamız gerekir.

Kimse kimseye okuduğu oranda, okuduğu konular, kitaplar, kişiler çerçevesinde bir değer falan verecek değildir. Okumak adam olmak demek değildir. Okuyup ta halâ adam olmayanları, beş para etmeyenleri görmezden gelemeyiz. Fakat okumamanın bir müslüman açısından mazereti olamaz. Bilgiye, doğruya, habere, kaynağa, değerlere ulaşılması yönüyle okuma; bir müslüman için vazgeçilmezdir, olmazsa olmazlardandır.

Bilgi sahibi olunmalı,fikir üretilmeli, fikir çilesi çekilmeli diyorsak, düşüncenin bir okul haline dönüşmesini istiyorsak kendi kişisel metod ve tarzımızı önce oluşturmalı ve daha sonra bu konuda kafa yoran,dert sahibi insanlarla konuyu görüşerek, genel bir yol,yordam belirlenmesi yönünde olmalıyız.

Okumanın en büyük hazine ve zenginlik olduğunu unutmayalım. Bilgi bir Müslüman açısından öncelikle paylaşılmak için elde edilir.

Kur'an,Sünnet,Hadis,Tarih,Alternatif Eğitim okumaları,Bireysel,Yerel, Bölgesel ve Grup çalışmaları açısından konu değerlendirilmelidir.

Kişinin omuzlarına yük veren,sorumluluklarını kamçılayan,Takvaya amele/eyleme dönük, tebliğ,davet ve mücadeleye yönelik,inşa edici,her türlü okumayı takdir ve tebrik etmek gerekir. Kendini ve toplumu doğru okuma yoksa zaten bütün okumalar boştur..
yusuf ilker
28 Mart 2010 Pazar 21:30
gezgin'in anlattığı mevzu
haksöz okulunun günümüz müslaman camiacısın önemli konularını forum halinde ele alması gercekten önemli: sahi okumak deyince ne anlamamız gerekir okumak bireysel anlamda katkıları neler toplumsal anlamda katkıları neler, gezgin arkadşımıza hakvermemek mümkün degil, çok kitap okumaklamı sevinelim yoksa okumamakla mı sevinelim,lütfen dostlardan talebim bu forumu dahada zenginleştirelim..
GEZGİN
27 Mart 2010 Cumartesi 14:58
NEDEN OKUYALIM Kİ?
OKUMAK? OKUMAK? NEDEN herkes aynı taganni içinde? Herkes okumaktan ve okumanın faydalarından dem vuruyor? Sahi okumak ne kazandırır insana? Ne kadar okumalı insan? Çok okumak çok adam olmak mıdır? Herkes aynı şeyi söylüyorsa bunda bir bit yeniği olsa gerek. Ben uzak durayım..
Sahi ne kadar çok kitap okuduğumuzla mı övünelim? Yoksa ne kadar az okuduğumuzla mı? Yoksa aynı kitabı ne kadar okuduğumuzla mı?
ben herkesin he dediğinde yokum arkadaş....
alifurkani
27 Mart 2010 Cumartesi 10:16
ALİ ŞERİATİ
Fecr yayınevinin çıkardığı Ali Şeriati kulliyatını şiddetle tavsiye ederim...Hac kitabı haccın anlaşılmasında benzeri olmayan bir baş yapıttır, Dua adlı kitap ise bize nasıl dua edileceğini değil nasıl yaşanılacağını gösterir.Höşgörü-İşbirlikçilik hastalığına ihanetine karşı S.Kutub, Mevdudi, Fadlallah, vb. yazarların yeniden ciddiyetle okunması gerekir kanaatindeyım....
s.yankı
23 Mart 2010 Salı 18:15
okuma kültürü
müslümanlar okumanın gerekliliğine kesimlikle inanmalıdır çağımız bilgi ve teknolojiyi hızlı bir şekilde yaşamaktadır bu devir istenen hızda yaşanan bu zamanı biz müslümanlar olarak nasıl ve na kadar iyi değerlendirebildiğimizdir okumadığımız sürece olaylara ve eylemlere bakışımızda tespitlerimiz istediğimiz gibi olmamaktadır farklı tiplerin ortak yaşadığı mekanda tutarlılıkları iyi belirlemekte faydalar olduğunu buna bağlı olarak çelişkilerin hayatımıza getireceği sıkıntılara karşı anlam dünyamızı daha nitelikli ve donaanımlı hale getirmemiz açısından önem arz edecektir.inancımız gereği okumak bize farzdır kuranın inen bu ilk ayeti bu manada önem lidir ilmi müslümanlar daha fazla kuşatıcı bir şekşilde almaları lazımdıriyi öğrenmediğimiz takdir bir çok sorun bizi peşimiz sıra kovalayacaktır sorunlara bakışı iyi anlama adına okumak her halükarda olmazsa olmazlarımızdandır müslüman için okuma bir eylemdir bu eylem her daim bizi inandıklarımız açısından canlı tutacaktır köhneleşmiş zihniyetlerin en önemli sorunu okuma ve düşünme melekelerini okumama nedeniyle sabitlemiş olmalarıdır bu durumlara düşmemek için okuma eylemini her daim canlı tutmalıyız bu canlılık doğal olarak bize bir dinamiklik ce canlılık kazandıracaktır okumalarımız islami manad kuran ve sünnet merkezli olmadığı sürece yolumuzu belirleyen kıstaslar sapmaya uğrayabilir buradas bilinçli bir çizgimiz olması şarttır.
Şinasi ULUDOĞAN
21 Mart 2010 Pazar 12:23
önce Rabb için Rabbın adına okuma
İnancımız gereği okumaya ilk inen surenin ilk ayetini esas alarak başlamak gerektiği kanısındayım.Salt olarak geleneksel bir okumayı yada her hangi bir metni okumayı kasdetmiyorum.Hayatın her alanını hayatın her alanına dair söyleyecek bir şeyi olan vahiyle okumayı kasdediyorum.Çağımızda gerek din eksenli geekse diğer alan ve anlamlarda değişik türlerde milyonlarca kitap yazıldı yazılıyor yazılacak.Ama genelde her ktap yazan " benim kitabım" diye başladıkları sözlerinde hep kendi kitaplarının reklamını yapmaktalar.Ama Alalh azze ve celleni her çeşit konuya bir görüşü bulunan kitabını bu manada dile getiren çok az isan var piyasada.Şunu da demiyorum tabiki kaygısı,Allahın dini olan ve O'nun kitabından hareketle ,insanlara düşünce dünyalarını açan onlara yardımcı olma arzusu duyan İslami kesimdeki yazarları da terk edelim onlarda ben lik yapıyorlar demiyorum.Her yazılmış kitabın mutlaka amaca yönelik bir niyeti vardır.Biz Müslümanlar öncelikli olarak Kuranın mantığı kavramayı esasa alıp ondan sonra diğer her türlü kitabı vahyin ışığında değerlendirmeli ve fıtrata uygun serdedilmiş her doğrunun aslında Rabbimizden kaynaklandığını unutmamalıyız.Burdan hareketle okumak en azından insani bir erdem için hayatın olmazsa olmazlarındandır.Yoksa ilk insandan bu yana insanlık hiç bir şekilde ilerleme kaydedemez.Allah azze ve celle hem okumaya hemde ikinci sırada indirmiş olduğuı Kalem suresinde yazmaya yemin edip dikkat çekmiş ve insanlığın bu iki ana unsurdan hareketle hak ve batılı ,doğrularla eğrileri,iyiyi ve kötüyü,
çirkinle güzeli,tevhidle şirki imanla küfrü ila ahir hayatın her alanındaki olayları anlama ,kavrama.fehmetme ve yaşamada veya aksini yaşamada bu iki ana unsuru esas olarak göstermiştir.
Her mümin evini medrese haline dönüştürmediği müddetçe okuma ve yazmanın gerçek değerini anlamak mümkün olmayacaktır kanısındayım.
Coşkun Uzun
20 Mart 2010 Cumartesi 14:27
Okumak Beslenmektir 5
Bilinen doğrular ve planlanan hedefler çerçevesinde ancak bir mücadele verilebileceğine göre; Müslümanların özgün bir eğitim sistemi-modeli ve alternatif bir içerik-müfredat oluşturmaları şarttır. Kur’an ve Sünnet’in rahle-i tedrisatından, İslâmî öğretilerin ilâhî terbiyesinden geçmeden bir toplum ve ümmet oluşturulamayacağına göre, inananlar inançları doğrultusunda hareket ve oluşumlarını gerçekleştirmeleri gerekir. İslâm’ın çağa ve insanlığa söylenecek bir sözü varsa, onu da mücahid ve muvahhid, özgür, kuşatılmamış, ilkeli, tavizsiz, takva sahibi müslümanlar söyleyeceklerdir. Müslümanlar kendi bilgi ve kültürlerini kendi kimlik kodlarıyla, özgün kavramlarının diliyle ifade edeceklerdir.

Ders halkaları tüm coğrafyalardaki insanların ve ümmetin zamanımızdaki Darul Erkam’ları olma fonksiyonunu yürütmektedirler. Bütün İslami hareket ve oluşumlar bu evlerde oluşup şekillenmişlerdir. Sivil toplum kuruluşlarımız olan vakıf, dernek gibi kurumlar eliyle yürütülen çalışma ve organizasyonlar da içleri bağımsız ve gerçekçi olarak ve bütüncül bir anlayışla doldurabildiği ölçüde desteklenmelidir..
Coşkun Uzun
20 Mart 2010 Cumartesi 14:24
Okumak Beslenmektir 4
Acizane aşağıdaki kitapların okunmasını önerebilirim

Adayış Risalesi, Mustafa İslamoğlu
Siyaset Bilinci, Yaşar Kaplan
Mekke’de Müslüman Olmak, Mehmet Göktaş
Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim, Mevdudi

Vahiyle Doğrulmak, Ramazan Kayan
Dört Terim, Mevdudi
Hak Batıl Mücadelesi ve İhtilaflar, Beşir İslamoğlu
İslâm’ın Manevi Boyutu, Muhammed Gazali
Namaz / Bir Tevhid Eylemi, Abdullah Yıldız
Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları, Cevdet Said
Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutup
Dönüştürme Bilinci ve İslamî Hareket, Ali Değirmenci
Müslümanın Müslümanlaşması, Ahmed Kalkan

İslami Mücadelede Hizbullahi Yol, Ali Korani
Kur'an'a Göre Hz. Muhammed'in Hayatı 3 cilt, İzzet Derveze
Sünneti Anlamada Yöntem, Hayri Kırbaşoğlu
Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 1-2, Celaleddin Vatandaş
Mekke Rasüllerin Yolu, Ali Ünal Temel Kaynağımız Kur’an, Fevzi Zülaloğlu Kur’an’ı Anlamaya Giriş (Kur'an'ı Anlamak Farzdır) Abdullah Yıldız – Şemseddin Özdemir
Kur'an'da Temel Kavramlar, Ali Ünal Müslümanın Akaidi, Ahmed Kalkan
Her yaştaki ve her eğitim-öğrenim seviyesindeki müslümanın öncelikli olarak güzel bir Kur’an okuyuşunun, aynı paralelde meâl takibinin olması gerekir. Daha sonrada da çeşitli tefsirlere yönelinmelidir..
Coşkun Uzun
20 Mart 2010 Cumartesi 14:22
Okumak Beslenmektir 3
4- Hayatı, dünyayı, yaratılış gerçeğini, insanları okumaya yönelmemiş, ilgi duymamış birisinin başka bir şeyi okumasından ciddi olarak söz edilemez. Öğrencilerin dünyaları nasıl sadece eğitim ve öğretimden ibaret olunca, gecelerini-gündüzlerini, bugünlerini ve yarınlarını sınavlar ve dersler oluşturuyorsa, yetişkin bireyler için de aynı şey söz konusudur. Her şeyi tozpembe gören, etrafında ve dünyada olan gelişmeleri görüp okuyamayan, sadece seyirci olarak bakan kişilerden somut olarak neyi okumalarını bekleyebilirsiniz ki? Algılarımız, sorumluluklarımız duyarlılıklarımızdır bizi diğerlerinden farklı kılan. Okumak, yalın olarak kitap, gazete, dergi vs okumak değildir, böylesi bir okuma eksik bir okumadır. Aktüalite, güncellik, magazinel ve popüler kültür çerçevesindeki okumaları sanırım konumuzun dışında tutmak gerekir. Hayata bakışımızla doğru orantılıdır okuduklarımız ve okuyacaklarımız. Vahiyle, Kur’an ve Sünnet’le, Peygamber’le gözlerini açanlar elbette ki vahiy ekseninde bir okuma ve değerlendirme yapacaklardır. Zevk ve hazlarını, egolarını tatmin etmenin, gününü gün etmenin, dünyalık değerlerin peşinde olanlarsa ona göre bir konumdadırlar zaten.

5- İslâmî camialarda; Kur’an’ı anlamak mücadele içinde olmayla ilişkilendirilir. Mücadele ekseninde yaşayanların ancak (veya daha iyi) vahyi anladıkları ve içselleştirdikleri kabul edilir haklı olarak. Masa aşında fikir üretmekle sahaya inerek bire bir mücadele ortamında hareket fıkhını oluşturmak elbette bir değildir. Birisi yapayken diğeri tüm yönleriyle hayata bakan ve insanın yaşaya geldiği gerçekliklerden üretilmiştir.

Bilmek sorumlu olmak demektir. Bilen kişi bildiğini, farkında olduklarını ilgililere, ihtiyaç sahiplerine öğretmekle, başkalarına aktarmakla, kişisel olarak şahitlikte bulunarak bir duruş ve tavırla kendisi dışındakilere örnek olmakla mükelleftir..
Coşkun Uzun
20 Mart 2010 Cumartesi 14:21
Okumak Beslenmektir 2
2- Okumaların kişiyi sahih inanca ve salih amele götürmesi beklenir. Doğru kaynaktan, doğru yer ve zamanda yapılan okumalar inşallah mü’min bireyleri her yönden ihya ve inşa edecektir. Çok okumakla kafa karışıklığının bence bir alakası olmamalı. Kafa karışıklığı öncelikleri, aşamaları, görev ve sorumlulukları ayırt edememekle ilgilidir. Ondan da önce yeterince düşünmeme, akletmeme, fıkhetmeme, metodolojik ve analitik değerlendirememeyle ilgili olmalı. Kimlik bireyin kişiliğinin tamamlayıcısı, yol göstereni, pusulası, direksiyonu ve ufkudur. Kimliğin oturacağı bir kişilik ve şahsiyet eğer gerekli donanımlardan uzaksa tabiî ki bazı sorunlar yaşanacaktır. Abur cubur, çorba gibi her şeyi birbirine katıp karıştırarak okumak da her halde çok doğru olmasa gerekir.

3- Kişilerin içinde bulunduğu ortamların elbette ki bir etkisi söz konusu olacaktır. Yirmi yaşındaki bir gencin okumak için ihtiyaç duyacakları ile kırkındaki bir kişinin ilgi alanları farklı olacaktır elbette. Kişiler sosyal statülerine göre, yaşlarına, kabiliyetlerine, cinsiyetlerine, ilgi alanlarına, mesleklerine, sorumluluklarına, içinde bulundukları sosyal çevreye, düşünüp akletmelerine, duygularına göre farklılıklar arz eden bir okuma seyri ve yoğunluğu içinde bulunurlar. Bütün bunların, ortam ve çevresel şartların kişiye olumlu veya olumsuz, iki yönlü etkisi mutlaka olacaktır..
Coşkun Uzun
20 Mart 2010 Cumartesi 14:20
Okumak Beslenmektir
İnsan ve mü’min olarak aklımızın ve zihnimizin inşası, kulluk ve arınmanın gerçekleştirilmesi açısından okumak, bizim için hayati ve vazgeçilmez unsurlarımızdan olmalıdır. Arayan bulamazsa aramayan hiç bulamaz gerçeğinden de hareketle diyebiliriz ki kulluk ve hayatı anlamanın, anlamlandırmanın ilk adımı okuma’dır.

Okuma derken, öncelikle vahyin rehberlik ve yol göstericiliğinde, bir amaca yönelik olarak çevreyi, kainatı, insanı, eşyayı, netice olarak yaratılış gerçeğini okumadan bahsetmiş oluyoruz.

1- Okumalarımız; bireysel veya grup okumaları olabilir. Bu ortam ve duruma, ihtiyaçlara ve zemine göre değişebilir. İnsanoğlunun yegane bilgi edinme kaynağı ilim tahsili ve okumadır. Bilgi sahibi olunacak ki fikir üretilebilsin, görüş ve eleştiriler yol ve yöntemler konusunda söyleyecek sözümüz olabilsin. İlim meclisleri, ders ve grup çalışma ortamları, halkalar şeklinde veya bireysel olarak yürütülebilecek olan bu ameliye ihtiyaçlar çerçevesinde şekillenecektir. Birlikte yol yürüyecek olan ekip arkadaşları, bir hareket ve oluşumun mensupları elbette ki ortak bir kimlik ve hedefe yönelik değerler doğrultusunda ve beraberce bu işi yapacaklardır. Çünkü yol arkadaşlığı için fikri-düşünsel ayniyet, yakınlık, birliktelik müşterek bir kalkış için olmazsa olmazlarımızdandır. Eyleme, salih amele yönelik, dönüştürme bilinciyle müfredat ve program dahilinde, eş zamanlı yapılması verimliliği ve uyumu beraberinde getirecektir..
Sadık AYDIN
16 Mart 2010 Salı 22:08
Okumak iyidir.
Kitabı okuruz, hayatı okuruz, kardeşlerimizi okuruz, hele bir de zalimin canına okursak,:)...
Sohbet rumuzlu kardeşim, biz Kitapları toplu halde sohbet şeklinde okuyoruz. Farklı bakış açıları toplanıyor , tartışılıyor , çok verimli oluyor.
Yüksel kardeşime de; Konuya güzel yaklaşmışsın, kafa karışıklığı çok güzel bir şey, kafamızın olduğunu hissediyoruz. Allah'ın yardımı ile zincirler kırılıp daha sağlıklı yapı oluşuyor..
sohbet..
16 Mart 2010 Salı 20:22
Bilgi kaynağımız kitaplar mı olmalı yoksa sohbetler mi?
müslümanlar bilgilerini okumak yerine sohbetlerde almayı tercih ediyor. Sohbet kötü değil ama etrafta yapılan sohbet halkalarından kitap okumaya vakit kalmıyor. "Bilgi kaynağımız kitaplar mı olmalı yoksa sohbetler?" önce bunu belirleyelim. Selam ve dua ile...
yüksel oduncu yıldız
15 Mart 2010 Pazartesi 15:43
okuma meselemiz
Okuma hem ferdi hem de içtimai bir eylemdir.Ama bizde bunların hiçbirisi yeterli değil.Okuyan insan sayısı çok az.En iyi ihtimalle sen anlatırsın onlar dinlerler.
Çok okuyan insanın kafası elbette karışabilir.Sular çalkalanmadan durulmaz.Bazen bu karışık dönemleri geçirelim ki ne kadar doğru karar verdiğimiz ortaya çıksın.Dünyanın bin türlü hali var.Daha önce kafası karışmış bir insan diğer kafası karışıklara yardım eder.Kendini sorgulamayan insandan pek hayır gelmez.
Okuma hayatı okumayı getirir, getirmelidir.İnsan baktığı her yerde Rabbinin eserlerini görmelidir.Bir olay olduğu zaman niye olduğunu az çok tahmin edebilmelidir.Okuma eylemi bize ibretle bakmayı ve feraseti öğretmelidir.
Okuma eyleminde içinde bulunulan ortamı biz yaratmalıyız.Okunmayan bir ortamsa kitap getirerek okunur hale getirmeliyiz.Çünkü insanlar okuyup araştırmazlarsa dedikodu yapıyorlar.
Kuranı Kerim ve hadis kitapları,Dostoyevski'nin Suç ve Cezası,Emile Zola'nın Gerçek'i, Hekimoğlu İsmail'in Bir Deliyle Evlendim, Emine Şenlikoğlu'nun Hristiyan Gülü Mustafa İslamoğlunun bütün eserleri okunabilir..
Naser
13 Mart 2010 Cumartesi 23:11
kitap yüklü eşşekmi. bildigin itaat eden halk mı?
Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allahadır
ilk ayetin hemde ummi(okuma yazması olmayan) bir peygambere oku olması çok ciddiye alınması gerek. hadi kalk namaz kıl, hadi kalk yönünü kıbleye çevir, yada hırsızlık yapma, içki içme demiyor. çok net bir emir OKU! acaba oku derken Allah (c.c) yanlızca kitap okumaktanmı bahsetti? yunus derki
ilim; ilim bilmektir
ilim kendini bilmektir
sen kendini bilmez isen
ya nice okumaktır
insanın kendisini evreni tanıması, tanımaya çalışması okumanın ta kendisidir. insan evren karsısında tefekür etmesi okumanın ta kendisidir. hz peygamber(selamlar onun ve temiz ehlibeytinin üstüne olsun) okuma bilmiyordu ama hiraya çekilerek evreni okuyordu. hiraya çıkarak tefekür edip kendini tanıyordu. hira çıkarak düşünceleriyle başbaşa kalıyordu. okumak neydi acaba?
ilme sahip olanlar islamda bir ayrıcalıgamı yoksa büyük bir sorumlulugamı sahipler? ne yazıkki bizim gibi islamı sloganlaşmış cümlelerin dışına çıkaramayan, hayatlarının özünde yaşamayan toplumlar(hatta yaşayanları dışlayan toplumlar) da ilim sahipleri genelde ilimlerinin sermayesini fazlasıyla yerler. halk arasında yüksek mevkileri olmasada, manevi olarak mutlak bir güce sahiptirler. ilim bilmeleri çogu zaman toplum içinde bunları digerlerinden farklı kılmaları için yeterlidir
Allah (c.c) ayeti kerimesinde aynen söyle hitap ediyor: Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklü eşeğin durumu gibidir.(cuma5) amelde işlemyenlerin, onu halka dosdogru anlatmayanların durumu eşşegin durumu gibidir!
şimdi sorarım size sahabelerden kaç kişiyi sayabilirsiniz ki canını feda etmeye hazır o yigitler, kitaplıklarında kaç çeşit tefsir vardı? kaç ayet biliyorlardı. onların en büyük özelligi bildiklerini uygulayabiliyor olmalarıydı. onlarda çok bilenler degil, bildikleriyle itaat etmeleri degilmiydi üstünlüklüklerinin kanıtları?
Şüphesiz, Allah (c.c) katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır(hucurat 13)
(kısıtlıydı yetmedi).
mustafa oflu
12 Mart 2010 Cuma 17:59
hayata yönvermek için okumalıyız
1-okumak kımliğimiz ve toplu faaliyetlerimizin uzantısı olmalı çünkü hayata yansımayan faydası olmayan birikim ınsana yüktür 2-bilinçli okuyan kimsenin kafası karışmaz okur numarası yapan kimsenin kafası karışır okuyan sahih kimliğe ulaşır okumaktan korkmamak gerekir 3-okuma eylemini gerçekleştirirken bulunduğumuz ortam çok önemlidir eğer çifçilikle uğraşıyorsak bakış açımız o oranda olacaktır cephedeisek farklı olacaktır öğrenci isek farklı olacak işçi müdür patron amele isek farklı farklı olacaktır 4-okuyan kişihayatı daha doğru okuyaçaktır 5-a-kuan meali b-resulullahın hayatı c vatandaş c-4terim d-mekke resüllerin yolu e-tevhit ve değişim f-dini doğru anlamak g-yoldaki işaretler ğ-müslümanın akaidi.
mustafa oflu
09 Mart 2010 Salı 12:27
önce oku
insanlar helak oldu ancak bilenler kurtuldu bilenler helak oldu ancak amel edenler kurtuldu amel edenler helak oldu ancak ihlaslı olanlar kurtuldu , , bilmek amel etmek ve samimi olmak bu sırayı takip ederek okumak anlamak kavramak şuurlanmak olaylarınarkaplanınıkavramak öncelikle kuranı anlamak sonra elçinin hayatını kavramak veokumayı bu temel çiz giden ölünceye kadar alışkanlık haline getirmek vesselam.
Suna
08 Mart 2010 Pazartesi 15:12
Sistemli okuma
Bence her dönem her şeyi okumanın da sakıncaları vardır. özellikle gençlik döneminde okunan kitaplar insana bir bakışaçısı kazandırır. o dönemde okuduklarımız bizleri yönlendirdi öncül bilgi oluşturdu. eğer yanlış şeyler okusaydık belki şimdi farklı yerlerde de olabilirdik. yani kişi islami anlamda belli bir perspektife sahip olduktan sonra o zaman önüne gelen her şeyi rahatlıkla okuyabilir diye düşünüyorum..
Ayrıca toplu okuma faaliyetlerinin kişiye daha çok yararlı olduğunu düşünüyorum,bu anlamda bir cemaat içinde yer almanın da önemi çok büyük.
Vedat
07 Mart 2010 Pazar 22:34
Okumak ama nasıl?
Okuma konusunda çok güzel tespitler var.Öğrenme psikolojisi konusuna yabancı değilseniz bilirsiniz ki; insan, beynindeki kelime haznesi sayısınca algılama,anlama,düşünme ve konuşma gücüne sahiptir.Beyninde çok az kelime haznesi bulunan birinin algılaması,anlaması,düşünmesi ve konuşma gücü çok zayıf olur ve kendisini yeterince ifade edemez,soyut konuları anlamakta sıkıntı yaşar.Ayrıca hayatta olan biteni kavramakta sıkıntı yaşar.Beyninde kelime haznesi çok fazla olan birinin algılaması, anlaması,düşünmesi ve konuşma gücü çok güçlü olur ve kendisini çok iyi ifade eder,soyut konuları çok iyi anlar hayatı çok daha iyi okur. Beyindeki kelime haznesi arttıkça kelimeler arasında kurulan bağlantılar da katlanarak çoğalmak ta ve bu çoğalan bağlantılar düşünce gücünü müthiş bir şekide artırmaktadır.
İşte kelime haznesinin beynimizde çok olmasını istiyorsak ilk yapmamız gereken sözlük ve lügatleri sürekli okumak,göz gezdirmek,kavram ve terimleri öğrenmektir.Kur'an da geçen Arapça kavram ve terimleri detaylı olarak bilmemiz ,İslamı ve onun ürünü olan medeniyeti,kültürü ve ilmi mirası anlamamızı kolaylaştırır.Osmanlı Türkçesini de ihmal etmemek gerekmektedir, çünkü bu dil, geçmişimiz ile bağ kurmanın en önemli araçlarındandır.Ayrıca felsefe,siyaset felsefesi, sosyoloji,antropoloji, psikoloji,mantık,edebiyat, dil bilgisi...vb alanların sözcüklerini, kavram ve terimlerini öğrenmemiz bize çok şeyler kazandırır ve ufkumuzu açar.Okumalarımızı dar alanda sınırlandırmamalıyız.Okumalarımız kendi egomuzu şişirmek için olmamalı, kendimize ve insanlığa faydalı olmak için olmalıdır.Okumalarımız bizleri salih amele,sahih eyleme yöneltmelidir. Bağnazlığı ve ön yargıları yıkmak için farklı grupların, ekollerin,alimlerin eserleri de incelenmelidir.Okurken eleştirel okumalıyız.Kimseyi putlaştırmamalı ve eserlerini vahiy gibi görmemeliyiz.
Unutmayın ''bilgi'' aynı zaman da bir güçtür.Bilgiye ulaşmanın ve etrafına etkili olmanın söz geçirmenin,ikna etmenin yolu nitelikli okumaktan geçer..
İkra'
06 Mart 2010 Cumartesi 13:36
Oku! Ama neyi?
Bence çok okumak, sürekli bir okuma eylemi içinde bulunmak yeterli değildir. Bu ancak bir ilk adım olmalıdır. Bilindiği üzere yüce Yaratıcı, mukaddes Kitab'ında ilk emir olarak iki defa "Oku!", iki defa da Kalem'e atıfla "Yaz!" emrini vermemiş midir?

Nasıl okumak gerek?

Okumak ama not almadan ve üzerinde çokça düşünmeden asla, yavaş yavaş, özümseyerek ve okuduklarının içinden doğrularla yanlışları ayırarak okumak!

Neyi okumalı?

İkinci bir durum da neyi okuyacağımızdır. Günlük hayata hitap etmeyen ya da etmeyecek ütopik kitaplar değil elbette. Üstelik yaratılmış kulların ortaya koyduğu ve içi hatalarla dolukitapları mı? Yoksa içinde hiçbir şüphe bulunan bir Kitab'ı mı? Hangisini okuyacak ve diğerine önceleyeceğiz?.
kemal
04 Mart 2010 Perşembe 15:05
tavsiye
bu konuda değerli Ahmet Örs abinin 'bizi okuyup yazmak kurtaracak' isimli makalesini tavsiye ederim.beni 12 den vurmuştu...
İBRAHİM RECEP
04 Mart 2010 Perşembe 15:00
"OKU AMA NEYİ?"
"Okumak özgürlüğe uçmaktır" diyor rahmetli Aliya İzzetbegoviç.O zaman neyi nasıl okumak lazım.Kainat kitabını iman-amel ekseninde okuyup,Peyami Safa nın dediği gibi amelsiz iman tek ağızlı bıçak gibidir sonucuna vararak.O halde bugünün insanın okuma eylemini amele çevirerek cuma suresinde belirtilen kavmin düştüğü duruma düşmeden okumak lazım.
wesselam.
FATİH DEMİR
04 Mart 2010 Perşembe 08:38
KİTAP KURBANI
Mustafa İslamoğlu Yürek Devleti'nde bu kavramı kullanır. okuduğu kitapları hayata geçirememin fikri kabızlığını yaşayan, kendine selülozdan bir dünya kuran insanın kitap kurbanı olduğunun altını çizer. o insanların ne düşündüğüne bakmak istiyorsak en son okuduğu kitabı sormamız yeterli olacaktır..
rafet tekin
02 Mart 2010 Salı 23:40
okunacak kitap öylemi
eğer okuduğumuz bir kitap kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa,niye okumaya zahmet edelim ki?..ben okumaya değecek bir kitap bulamıyorum,olanlarda hep bilgim dahilinde yada gerisinde.
arayış
01 Mart 2010 Pazartesi 23:52
mevcudu okumadan
Yanlış ya da doğru mevcudun farkında olmayanların, ortada yaygın bir adalet/zulüm tespiti de olamaz. Bu yüzden iyi birşey yapıyorum zannı kötü işlere alet olmak da mümkün.
Olup bitenleri okumak, yazılanları anlamaya çalışmak ve bütünü okumaya çalışmak, bunu denemek insana ne kaybettirebilir? Kesinlikle zaman kaybettirir ve okunabilecek çok şey var. O yüzden dikkatle seçmek, doğru şekilde gruplandırmak, öne çıkanları tespit ve analiz, sonuçların kaydı önem kazanıyor.
Yanlış ya da doğru baş yapıtlar okunmalıyız ama okuma isteği yoksa? Ciddi ve ilkeli, düşünen ve iyiye doğru değişime açık ama okuduyup,düşündüğümüz bir grup çalışması aranır.
En yakın kitaplar,sonra onun tam karşıtı baş yapıtlar ele alınabilir. Dünyada en etkin devletlerin, toplumların, yazarların yaşantıları ve baş yapıtları incelenebilir. Toplumumuzda en yaygın olaylar, en fazla itibar gören kişiler ve kitaplar da incelenebilir, yaygın yanlışlar ve doğrular tespit edilmeli.

Daha iyiye götüren doğru bir kıyaslamadır. Doğru kıyas yapanların kalabalıklar içinde, kalabalık kitaplar ve olaylar içinde boğulması, kolayca sele kapılması zordur. Ama yüzme bilmeden balıklama açık sulara atlamak, cesurca ama kişin cesaretli ve felakete götüren son işi olabilir, kötü kapanış istenmez.

Atalarından gördüğü gibi yapanlar, eğer bunların daha iyi olduğunu ispattan aciz iseler, onlar da bilmediği birşeylerin peşine düşmüş oldukları halde eminmiş gibi yaptıları kolay anlaşılır. Taklidi inanç sisteminin mucidleri belki de iki yüzlü insan yetiştirme fabrikası görevini de üstlenmiş olabilirler.

Kendi içinde çelişen düşünce kendi kendisini çürütür.

Peygamberlerin kendilerine doğruluğunca ağır kelimeler gelmeden önce de güncel hakkında bilgilerinin, karşılaştırmalarının ve bir yorum ve tespitlerinin olduğunu, en büyük yanlışlarla kısmi mücadelelerinin olduğunu okuyup, öğrenebiliyoruz. Fakat Rabbimizden aldıkları kelimelerle toplumlarına dönüp, oraya hakkı götürüp batılı gaybe yolcu ettikleri de yazmaktadır..
Sinan Ön
28 Şubat 2010 Pazar 00:45
Sorulan sorulara...
1- Okumak bireysel bir eylem olmakla birlikte, müslüman kimliğimizin uzantısıdır da aynı zamanda. Okumalarımızdaki verimi arttırmak için ortak etkileşim platformlarındaki gündemimizi takip etmemizin faydası yadsınamaz.
2-Kimlik problemi yaşayan ve okumalarında da bu doğrultuda hareket eden kişilik, hayat standartında da aynı problemi yansıtıyorsa kafası karışıktan ziyade kimliği oturmamış daha doğru bir ifade olur zannımca.
3-Katkısı vardır ancak bu katkı olumlu yönde olabildiği gibi tam tersine de olabilmekte. Şöyle ki paylaşım ve etkileşim olabildiği gibi dikte ve yasaklama da olabilmektedir.
4-Ben bir müslümanın tüm okumalarını tek bir amaç uğruna yapması gerektiğini söyleyebilirim. O da Allah'ın hayat kitabı Kur-an'ı daha iyi anlayabilmek adına olmalıdır.
5-Keşke böyle bir imkanımız olsada resmi okulların müfredatına kitap tavsiyesinde bulunabilsek. Alternatif eğitim olarak yapılacak okumalara ise kitap isminden ziyade konu tavsiyesinde bulunmak istiyorum kendimce;
Öncelikle bir müslüman kesinlikle Kur-an'-ı anladığı dilde sürekli okumalı ve notlar almalıdır.Sünnet ve Hadis ıstılahları üzerine okumalar yapılmalıdır
Kur-an'ın mutlak fakat hadis'in rivayet olduğu gözardı edilmemelidir.Tefsir usulü üzerine yapılan okumalar Kur'an'ın anlaşılmasında çok önemli katkı sağlayacaktır.Bunun yanında dinler tarihi üzerine yapılacak okumalar, Tevhid dini ile şirk dininin nasıl mücadele içerisinde olduğunu ve Peygamber'lerin misyonunu anlamada yardımcı olacaktır. Konuları çoğaltmak mümkündür fakat şunlarla bitirmek istiyorum. Seyyid Kutup, Mevdudi, Ali Şeriati ve benzeri İslam'ın öncü şahsiyetlerinin kitapları kesinlikle okunmalıdır. Okuyan, okuduğunu eyleme dönüştüren, Zulmün ve adaletsizliğin olduğu bir ortamda mücadele eden takva ehline selam olsun...
aynur camadan
27 Şubat 2010 Cumartesi 00:10
kişilerin istekleri doğrultusunda okumak..
kişilerin istekleri doğrultusunda okumak okumak mıdır? öncelikle bu soruyu yanıtlamalıyız... ben demokrasiyle, özgürlükle, insan haklarıyla yönetildiğini düşünen bu ülkenin başörtüsü yüzünden üniversiteden atılmış bir ferdiyim... haydi kızlar okula programları düzenleyen biryığın medyanın olduğu... gerçekleri hakkıyla okuyupta doğru olanı seçmek gibi bir eğitimin verilmediği sanki yaşamakla okumak farklı şeymiş gibi oku ama benim istediğim kadarını yaşa emriyle insanları yönetmeye kalkan bir nefis... hatta insanların ellerine sadece kendi istedikleri kadarını verip ...bu kadarını öğren daha fazlası benim başımı ağrıtır anlayışıyla okutmak... milli eğitimin içinden çıkılmaz bir hal aldıdığı okullar... artık 6. sınıftan itibaren hayatlarının en güzel çocukluk anılarının olacağı yaşlarda onları milli eğitimin bile daha karar veremediği bir sistemin içine oturtmaya çalışıyorlar... birde ne yaptıklarını bir anlasalar... tabii anne ve babalarda bu anlamsız ama ne yapalım kısır döngüsünün içinde sıkışmış vaziyette çocuklarını dershane ve özel derslerin yolunda heba ediyorlar... yarın milli eğitim şaka yapımm... sınav yok... diye söbelerse bilmem halimiz ne olur... okumak okumak uğruna evindeki ekmeği kısıpta bu girdabın içine çocuğunu sokmaya çalışan okadar insan var ki... yada bu yüzden çocuğunun önünde boynu bükük gezen o kadar ebeveyn... kur'andaki oku emriyle bizi okuduklarımız o kadar farklı ki rabbim hepimize hakkıyla gerçek olanı okumayı nasip etsin...yani kur'anı...yani doğruyu...yani bizi yaratanın sözlerini, emirlerini,okuyup YAŞAMAYI nasip etsin inşallah ... zaten bunun ardından mimar olan hakkıyla düzgün binalar yapacaktır, öğretmenler hakkıyla öğretecektir, bir çok meslek hakkını vererek çalışacaktır... işte o zaman herkes kendinin polisi olacak ve polislee iş kalmayacaktır ... hadi varsa cesaretimiz sarılalım kur'ana ve kur'anı yaşamaya....
adil cevaz
26 Şubat 2010 Cuma 18:40
....
G.antep üniversitesi okumanın faydası yoksa bu niçe okumaktır.Faydasız ilimden kiime sığınacaksın..bu ne pehriz bune turşu...laf olsun diye yorum yapıyorsun.okumak içinde nasıl yer edecek merak ediyorum.içinde değil çevrende yer etsin...yaşamanın bir amaçı varsa okumanında bir gayesi olmalı...amaçın yoksa cin ali oku sana tavsiyem bu antepli....
G.ANTEP ÜNİVERSİTESİ
26 Şubat 2010 Cuma 16:44
OKUMANIN ÖNEMİ
Okumayla ilgili bir sürü ses çıka dursun ben bu yorumların çoğuna katılmıyorum.Okumak bi fayda sağlamak için yapılan bi aktiviteden öteye gidebilmesi gerekmektedir çünkü;okumak nasıl olursa olsun bizim ufkumuzu açacaktır ve bu yüzden sürekli okumalıyız.Okumak içimizde yer ettikçe islami kimliğimizdede bi şeyler kazanma yolunda ilerlemiş oluruz.Son söz olarak,lütfen okurken bi amaç dışında yada ille şunu okumalı diye bi sınırlamada bulunmayalım.SELAMETLE....
Murat AYDOĞDU
26 Şubat 2010 Cuma 12:09
İkra,
Karşılaştığımız her şeyi okuruz. Okumadan yapılan bakmaktır, hem de boş boş bakmak.
Anlamadan okumak, ezberlemek ve tekrar etmek okumak değil.
Her okuduğumuz şeyde bir kıstas görürüz.
OKUMAK: Göz görür, kalp yalanlamaz ve onu takip edip salatımıza(eyleme dönüşen duamıza) mihenk yaparız..
kenan
25 Şubat 2010 Perşembe 12:55
"İkra" bu değil desem!
Ben bir meseleye dikkat çeksem!
.Rüştü kardeşimizin dediği “şüphe” olmazsa olmazlardandır.Fakat kitap okumaları genellikle bulunulan çevreye,fıtrattaki verilere,alınan eğitime ve son tahlilde tavsiyeleşmeye göre biçim kazanır.Bu baskıların farkında olan iradeler sayesinde düşün dünyası gelişme göstermiş,ivme kazanmıştır.Tavsiyeleşmeye dikkat!Sebebi; “onu oku,bunu okuma,o faydalı,bu işe yaramaz! O akılcı,bu rasyonalist;o şunu inkar ediyor,bu bize karşı çıkıyor!Bu cemaatin fikir disiplinini bozar,o ise yapıbozumcudur(!)” şeklinde tezahür eden tavsiyeleşme aslında yönlendirici ve bir anlamda biçimlendiricidir ve en kötüsü de muhatap aklı yok sayıcıdır.Aklını başkalarına emanet vermemiş olanlar ne bulurlarsa okusunlar efendim.Samimiyetini ortaya koyan her bireye Allah yardım eder,buna inanmıyor muyuz biz?İnanıyorsak bireylerin okuma sürecine müdahale etme huyundan vazgeçilmeli.Cemaatsel disiplinler böyle yapıyor çünkü.Örneğin A.Örs kardeşimiz edebiyat okumalarının gereğine dem vurmuş,iyi de bu insiyakivbir durumdur.Kişi ihtiyaç hissederse okumalar verimli olur.Kendi tabiatını zorlayan okumaların örneği ilköğretim,üniversite düzlemlerinde gerçekleştiriliyor en nihayetinde.
Evet,okumak sadece bir metni okumak değildir ama yaşanılan zeminden ve tarihten haberdar olmak ve bütün bunları hakkınca paylaşmak için ve evvelemirde ilahi rızayı kazanmak için okumak olmazsa olmazdır.Ama “İkra” dediğimiz şey bu okumak değil be kardeşim!ben böyle düşünüyorum ne dersin?.
sami
24 Şubat 2010 Çarşamba 20:01
büyük mesele
okumak daha doğrusu okumamak günümüz müslümanlarının en büyük sorunu olduğunu düşünüyorum.çoğumuz dünyanın sıradan işlerine o kadar çok dalıyoruzki şöyle günde yarım saatimizi bile bu en faydalı eyleme ayırmıyoruz.

okumayı bireysel okuma ya da toplu okuma diye ikiye ayırmamak gerektiği inancındayım.ikisi birbirini tamamlamaktadır.ikisinden de vazgeçmemeliyiz.

islam mücadelesini,yeryüzünde Allahın ve Rasulünün isminin duyulmadığı yer bırakmama mücadelesini sadece çok okuyan ve okuduğunu tatbik eden kardeşlerimiz hakkıyla sürdürebilir.

bu arada en başta kendime söyleyerek diyorumki Kuran-ı Kerim mealini lütfen elimizden düşürmeyelim.yaratılış gayemizi bize unutturmayan en birinci kaynak..
Yusuf Sevgi
24 Şubat 2010 Çarşamba 19:08
Okumak...
OKUMAK..İnsanın kendisini,toplumunu,ülkesini,dünyayı,evrenive bunlar arasındaki ilişkileri okumasıdır...OKUMAK,GÖZLEM YAPMAKTIR... Yazılan tüm kitaplar bir "gözlemin" sonucudur....
Ayhan
23 Şubat 2010 Salı 09:30
Müfredatsız Okuma
Dönemin en büyük sorunlarından belkide müfredatsız okumlar yaptırtmak. Cemaat içerisinde bile birey müfredatsız okumlar yapabiliyor kimi zaman. Kontrolü zordur ama müfredat sunmak sıkıntılıdır ama, kesinlikle okunmalı denilen kitaplar nelerdir?.
SÖYLEMEM
23 Şubat 2010 Salı 02:01
eleştiri toplumundan bilgi toplumuna geçiş
bundan önceki forumlarda ve haberlerde dikkat ettiyseniz yorumların çoğu eleştiri üzerine yazılmış yazılar çözümden uzak kendi fikrini mezkeze alan ve yanılmış olabileceğini düşünmeyen çok sert arkadaşları nedense böyle insanlara daha faydalı olabilcek forum ve tartışma konularına tek kelime bile yazmamış olmaları onların bilgilerinin paylaşım tezini eleştiri üzerinden yaptığı kanısı ortaya çıkıyor bu ise kendini topluma karşı sorumlu hisseden insanların kaçınacağı bir tutum olmalı bence. allah sizinle olsun.
Ahmet Örs
22 Şubat 2010 Pazartesi 23:36
edebiyat okumaları
mesela edebiyat okumaları problemli. birçok kişi için sadece çiçek böcek edebiyatı olarak düşünülüyor..
Umut İslam Ayar
22 Şubat 2010 Pazartesi 22:55
Okuma Üzerine
Okuma, “Sözcüklerin, duyu organları yoluyla algılanıp anlamlandırılması, kavranması ve yorumlanmasına dayanan zihinsel bir etkinliktir. Okumayı uzmanlar, yazılı bir metni gözle izleyip anlamını kavramak, gerekirse seslendirmek olarak tanımlamaktadır.”

Okuma işlemi, gözün, ses organlarının ve zihnin iyi bir şekilde uyum içinde çalışmasına bağlıdır. Eğitim öğretim faaliyetlerinin en önemli parçalarından birisi okuma eğitimidir. Yazar ile okuyucu arasındaki bağ okuma yoluyla kurulur.

Okumanın insan hayatındaki yeri büyüktür. İyi bir okuma becerisi kazanmış olan insan, öğrenim hayatı boyunca başarılı olur. İş ve mesleğinde ilerlemede, boş zamanlarını değerlendirmede okuma önemli bir yere sahiptir.

İlk sınıflarda iyi okuma alışkanlığı kazanmamış kişinin anlatımı da zayıf olur. İleri sınıflarda materyallerden gereği kadar yararlanamaz. Okuma öğretimiyle çocuk, sadece okulda değil, sosyal hayatta da yararlanacağı bir beceri kazanmış olur. Günümüz insanları gazetelerden, dergilerden ve her türlü kitaptan, çeşitli kaynaklardan bilgi edinebilmek için okuma zorundadır.

“Okuma insanın dünyasını genişleten, kişiliğini biçimlendiren, onu başkalarına bağlayan önemli bir etkendir. Tüm topluluklar bireylerini okur hâle getirme problemi üzerinde önemle durmaktadır. İnsanları gerçek anlamda özgür kılan okuma, kişiyi bilgisizlik ve yanlış inançlardan korur.”

Okumanın diğer yönü de günümüz bireylerini duygu bakımından geliştiren bir faaliyet olmasıdır. Bütün bu imkânlardan yararlanabilmek için iyi bir okuma alışkanlığının kazanılmış olması gerekmektedir..
umut islam ayar
22 Şubat 2010 Pazartesi 22:26
teori ve pratik yaşamda İKRA eylemi
düşünceyi teoride belli bir olgunluğa ulaştıran okuma eyleminin kişisel gelişim bakımından gerçekliği kuşku duyulmaz bir gerçektir.ideolojik yapısı oluşmuş bireylerde ise okuma eyleminin yeri farklıdır ama (o seviyeye ulaşmasını okuma eyleminin sağladığı tartışılmaz gerçektir. daha sonrasında ise teorik yaşamı ile destekleyici hal alan okuma eylemi ideolijik yapısı oluşmuş kişilerde yanlızca ideolojisini destekleyici fikirler ve tezler sunma amacı ile yapılır .okuma eylemi bireysel olarak topluma karşı sorumluluklarımızı yerine getirebilme adına yapılan amellerden dir!!! yani toplumsal veya bireysel amel olarak tanımlanamacağını düşünüyorum.Kişiler sahih bilgiye ulaşmada baştada belirttiğim gibi ya ideolojik tezlerini inançlarını destekleyici okumalar yaparlar ama okuma eylemi belli bir düzen içerisinde olmalıdır nasıl aynı anda hem tatlı hem baklava yiyemiyorsak!!! okumada da aynı hassasiyeti göstermeliyiz .tabi kişinin içinde bulunduğu ortamda okuma yada bilgi edinmede kişinin konumunu belirler. kişilerin toplumsal yaşamda duruşuna katkı sağlayan okumanın hayat ile ilişkiside hayatı tanımlama adına katkı sağladığı gerçektir.Yanlız ilköğretim ortaöğretim lise düzeyinde ki gençlerin nasıl bir okuma çalışması yapması gerektiği konusunda yönlendirme yapamayacağım ama bu yönlendirmeleri yapabilecek arkadaşardan öneriler belki bu forumu daha yararlı kılar.'' İLKÖĞRETİM çağındaki gençlere nasıl bir çalışma yapılmalıdır? slayt çalışmaları ile desteklenen okumalar etkili olurmu ? ORTAÖĞRETİM VE LİSE ÖĞRENCİLERİNE islami yaşamlarında katkı sunacak 10 TEMEL ESER olarak hangilerinin öneririsiniz KATKI SUNACAK ARKADAŞLARIN FİKİRLERİnin yararlı olacağını düşünüyorum !!!(FİEMANİLLAH).
Esra Aydın
22 Şubat 2010 Pazartesi 11:56
Eylemsel Okuma
Biçimlen/diril/meye müsait gözükmese bile hareket halindeki toplumlar, sürekli güncellenerek hal değiştirecektir. Kimlik ve kişilik sorunları, güncellenen toplumlarda cemaat ve birliktelik ruhu ile çözüme yelken açabilir. Ancak, "Kitaplar toplu faaliyetimizin uzantısı olarak görülebilir mi?" demişsiniz ya.. elbette birliktelik okuma eylemini tetikler. Ama bana kalırsa bu eylem, bireysel amelin topluma olan uzantısı… "Çok okuyor ama kafası karışık" bu kişiyle ilgili değil midir? Sahih kimliğe alınan yolda okunan eserler muhakeme edil/e/miyor ve Kur'an'i bilinçten-tavırdan uzak yaşıyorsa kişi kafası karışık olmaya mahkum kalacaktır. Üçüncü soru için ise kastedilen ortamların elbette biçimlendirici bir role sahip olduğu ifade edilmeli. Okuma eylemini gerçekleştiren kişi; hayatı, modernizimden, muharref gelenekten sıyırabildiği ya da muhakeme edebildiği ölçüde okuyabilir. Son soru.. ilkokul seviyesi için, piyasada bulunan edebi-mizah-düşünce kitaplarının seçilerek kontrollü bir şekilde okutturulması gerekiyor ki, bizim cenahın “bizim” dediği eserler henüz piyasada mevcut değil. İnşallah olacaktır. Lise ve üniversite de ise seçeneklerimiz çoğalıyor aslında ama, alternatif kitap isimleri söylense bile ne mümkün “bu senindir” demek! Çünkü bu olanaksızdır da... O açıdan cemaatin gerekliliği de bir kez daha ortaya çıkıyor....
Sadık AYDIN
22 Şubat 2010 Pazartesi 00:07
Okumak/takip etmek.
Toplu okumaların çok yararını görüyorum. Her kesimden ve her seviyeden insanın bakış açıları birbirini tamamlıyor ve açıyor. En bilgisiz görünen(!) kişiler bile, öyle bir açı yakalıyor ki, (Babasını eğiten çocuk gibi) bilgimizden utanıyoruz. Allemeyi cihan olsa tek başına bir şeyler noksan kalıyor.
Tabii ki gecenin bir yarısında ve tek başına okumanın da yararı var. Bu da ikinci bir boyut ve toplu okumayı tamamlıyor.
Okumak da sadece bilgi toplamaya dönüşmemeli. Okumayı yaşamak da üçüncü boyut. Hayata işlenmeyen bilgi, "Kitap yüklü eşek" tabiri ile entellektüelizm hastalığı oluşturuyor.
İşin düğüm noktası da Kuran'ın (Okunan) merkeze alınması. Bilginin ve eylemin anlamını veriyor.
Elzem kitapları üç kategoride alıyorum. Bunların kombinasyonları da mümkün.
1- Bilgi aktaran kitaplar.
2- Tez sunan kitaplar
3- Duygusal (motive edici) kitaplar
Yanlış tez ya da bilgi dahi içerse bu kategorilerdeki tüm kitaplar değerlendirerek okunmalı..
mustafa
21 Şubat 2010 Pazar 23:33
Çok Sevgili Rüştü kardeşime
Sevgili rüştü, sözünü ettiğin konu tabii ki önemli, endişelerine katılıyorum. Yalnız bu tartışma forumun yönünü değiştirebilir.

Bu forumda gündemleştirilen hususlarla ilgili seninle bir kaç defa dertleşmiştik hatırlarsan. O sorulara yönelik katkılarını bekliyorum.

Allah'a emanet....
rüştü
21 Şubat 2010 Pazar 20:26
kurumlar
içine doğduğumuz dünyanın ne'liğine nasıllığına ve niçinliğine dair cevaplar aramak, kim'liğimize aidiyetimize ( kime aid oluşumuza ) ve amacımıza dair cevapları da içerir.

verili bulduğumuz durumu anlamakla beraber, anladığımız bu şeyden kuşku duymalı değilmiyiz?

yeni öğrendiğim bir şeyi paylaşayım: mutezile alimlerin bir kısmına göre imanın şartı 1'miş. O da şüphe duymakmış. eğer bir insan hayata böyle bakarsa soru sorar ve arayışı başlar. böyle bakmazsa atalarından miras cevaplar yeterli olur; nasılsa onlar sorulması gereken hertürlü soruyu sormuş ve cevabını bulmuşlardır. bize düşen işitip itaat etmektir; et!

hasılı kelam; bu kurumları kim niye kurdu? bunca sapkınlığın kökeninde ne var? n'oluyor? bizi nereye götürüyorlar?

bizler sürü değiliz. başkalarının yönetmesi için dolgu malzemesi olmak için var değiliz. bunun cevabı çok uzağımızda değil. şüphe edip kafa yormak ve aklımızla buluşmak için kurumları sorgulamalıyız. bu devleti kim nasıl ne için iat etmiş.

kaderci bir kabulle böyle gelmiş demek kadar zavallıca bir durum olabilir mi? facebukta bir kısa film dolaşıyor. antimilitarist trakyalı 6 saat nöbete türkçe isyan ediyor: " benim anam bubabm inek mi ba? tutmaycam nöbet, te bura yateem! ne bu ba? " diyor ya; bence de...

insan niçin kitap okur? sıkıntısı olan kitap okur. arayan okur, sorar, arar. bulan neyi niye okusun! bulmuş o! nasrettin hocanın tek tel bulunmuş sazı gibi; niye dolansın tellerde, bulmuş...

YÖNETİLEMEZ olmak için anlamalı öğrenmeli okumalı paylaşmalıyız....
FHD
20 Şubat 2010 Cumartesi 23:08
"İKRA"Yaratan Rabbin adıyla oku.
okumak,okumak,okumak....

Yaradan'ın ilk emri değil mi? okumak...

şunu okuyun demek yerine,ayrım etmeden okuyarak,hayata çok sesli,çok renkli katılın diyorum... okuma eyleminin yelpazesini ne kadar geniş tutarsanız,muhatabınızı da anlamada zorlanmaz,karşınızdakinin gözüyle de yaşamı okuyabilirsiniz.
Geçenlerde enteresan bir durum geldi başıma,kendimi bir muhasabeye tuttuğumda birşey farkettim;galiba dünyada beni cezbeden tek şey var,o da "BİLGİ" ona ermenin tek yolu da okumaktan geçiyor,öyle düşünüyorum.....
DİĞER HABERLER
10 Eylül 2010
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR