Haşim AY

Cübbeli Hoca'nın hastalanması üzerine Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın dediğine göre CHP Başkanı Deniz Baykal da Hoca'yı telefonla arayıp "geçmiş olsun" demiş. Arınç, şöyle demişti: "CHP artık irticaın rejim için tehdit olmadığını gördü. Ama biz hocayla aynı karede bir fotoğraf versek başımıza gelmeyen kalmaz."
Bununla ilgili olarak Aköz, şu hakikate dikkat çekiyor: "Türkiye'de 'irtica tehlikesinden' söz etmenin, 'şeriat geliyor' filan demenin hiçbir ciddi yanı yoktur. Bu tip laflar, başta askeriye olmak üzere, devletteki hâkimiyetini ve onunla birlikte gelen avantajlarını kaybetmek istemeyen bürokrasinin uydurmasıdır. Darbe ya da eylem planlarına baktığınızda, 'dinci' tiplemesinin yine askerlerce kullanıldığını ve apoletli medya tarafından ön plana çıkarıldığını görürsünüz."
Bu bağlamda 28 Şubat darbe sürecindeki, pompalı tüfekleri dillerine dolayanları hatırlatan Aköz, darbe zemini hazırlamaya yönelik bütün propagandaların boş çıkmasına rağmen hâlâ şeriatçıların pompalı tüfeklerle başkaldırmasından, mini etekli kızların bacaklarına kezzap atmalarından, Atatürkçüleri kör testere ile kesmesinden korkanlar olduğunu da ekliyor.
Aköz, yazısını şöyle bağlıyor:
Olay şudur: Türkiye'de "şeriat tehlikesi" olduğunu ancak aymazlar düşünür.
Onların dışındaki herkes, irtica yaygarasının gerçek işlevini bilir:
Önce suçlanan sivil siyasetçilerden tavizler koparmak... Ardından da taraflı yargı tarafından siyasetten uzaklaştırılmalarını sağlamak...
Eğer gerçekten bir irtica tehlikesi olsaydı, Deniz Baykal'ın bu tip jestleri önemsenirdi.
Halbuki örneğin Cübbeli Ahmet Hoca'nın bir şovmen olduğunu bilmeyen kalmadı.
Bu yüzden de Baykal'ın hamlelerine, "Belki de dindarları AKP'den uzaklaştırır" diye bakılıyor.
Aynı şeyi Bülent Arınç'ın yapması ise "yaygara fırsatı" olarak görülüyor. Yoksa onlar da biliyor Arınç'ın "din devleti" filan istemediğini...
İster misiniz Cübbeli Hoca üyelik için CHP'ye başvursun!
HAKSÖZ-HABER
Yazının tamamını okumak isteyenler Emre Aköz'ün Sabah'taki yazısını okuyabilirler.